YARIŞMA HAKKINDA GÖRÜŞLER
Ulusal Aile Hekimliği Yarışması
Yarışma Komisyon Başkanı Prof. Dr. Süleyman Görpelioğlu:
Yarışmaya katılım oldukça iyiydi. Neredeyse yüzde 80’e varan bir katılımımız oldu. Yarışmaya katılan arkadaşlarımızdan aile hekimliği yarışmasının düzenlenmesinden mutlu oldukları, en azından bilgilerini deneme imkanı buldukları görüşünü aldık. Yarışmada 40 soru soruldu. Orta ağırlıklı sorulardı. Genel bilgiyi ölçmeye yönelik sorulardı.
Bundan sonraki senelerde de bu tür yarışmaların devamını diliyorum. Bunda amaç eğer eğitime katkıysa, geri bildiriminin de standardize olması gerekir. Tabii ilk üç açıklanır o ayrı mesele ama insanların notlarını birbirleriyle kıyaslamalarını engellemek lazım. Tam böyle kişisel geri bildirim olacak ki, erişkinler kötü durumda olduklarını hissetmesinler.

Dr. Funda Türkoğlu:
Öncelikle böyle bir yarışmanın yapılmasından çok memnun olduk. Diğer alanlarla ilgili yarışmalar vardı ama aile hekimliği ile ilgili böyle bir yarışma yoktu. Bunun ilk defa yapılıyor olması çok hoşumuza gitti.
Yarışma içerik açısından bence yeterli idi. Soru adedi ve dağılımı da yeterli idi. Özellikle aile hekimliğinin uygulamaları ile ilgili soruların olması çok çok güzeldi bizim için. Hem kendi dalımıza, hem de diğer insanlara anlatma açısından memnuniyet vericiydi.
Yarışma organizasyonu kongre çerçevesinde yapıldığı için tabi bazı kısıtlılıkları vardı. Yarışmanın başlama zamanı biraz sıkıntılıydı. Kongre de iki oturum arasında yapıldı. İnsanlar oturumdan çıkıp hemen yarışmaya katıldılar. Diğerleri kahve molasında dinlenirken biz sınava girmiş olduk. Bu arada iki oturum arası olması nedeniyle yarışmaya katılmak isteyip te unutan ya da kaçıran kişiler de olmuş olabilir. Bence daha farklı bir zaman dilimi seçilerek yapılması daha uygun olur.
Kongreye katılanların en az yüzde 50’sinin yarışmaya da katılmasını tercih ederdim. Bu yarışma benim için inanılmaz bir manevi motivasyon oldu. Soruları cevaplarken zorlanmamıştım ama gerçekten birinciliği beklemiyordum. Herkesin iyi cevaplar verdiğini düşünüyordum. Özellikle birincisi yapılan aile hekimliği yarışmasında birinci olmak ve Türkiye Klinikleri gibi bu işi ciddi bir şekilde yapan bir kurumun düzenlediği yarışmada birinci olmak da çok hoşuma gitti. Biz tıpçılar olarak çok fazla sınava tabi tutulduğumuz için bir yerden sonra hem fobi oluşuyor, hem de alışmış oluyoruz. Aslına bakarsanız ben yarışmaya bir arkadaşımın teşviki ile katılmıştım. Yani çok da gönüllü değildim. Ama girdikten sonra şunu fark ettim. Biz soru cevaplamaya o kadar alışmışız ki, soru cevaplamak bizde refleks haline gelmiş. Soruları cevapladıktan sonra hemen çıkıp cevabını öğrenmek istiyorsunuz. Onun için bu tür yarışmalarda aktif olarak gerçekten bir şeyler öğreniyorsunuz. Bu tür yarışmaların bizler için çok yararlı olduğunu düşünüyorum.

Uz. Dr. Mesut Divriklioğlu:
Birinci Ulusal Aile Hekimliği Yarışması ilk olmasına karşın oldukça iyi organize edilmiş bir yarışma idi. Herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı. Yarışmada süre olarak 30 dakika verildi ve toplam 40 soru soruldu. Bu 40 soru içerisinde gerçekten çok kolay sorular da vardı ama bu çok kolay sorular azınlıktaydı. Yani bir 10 soru çok kolaydı ama diğerleri kısmen zordu. Bir de tabii spesifik olması güzeldi.
Biz uzmanlığı alalı çok oldu. Bizim eğitimimizde olmayan sorular vardı. Aile hekimliğinin genel yapısı ile ilgili olan sorular vardı. Bu yeni sisteme doğru gidişte aile hekimliği ile ilgili bir takım sorular vardı. Bunlar hoşumuza gitti. Bunlarla ilgili daha önce hiçbir bilgimiz yoktu. O açıdan bunlarda biraz zorlandık. Ancak genel olarak güzel bir sınavdı.
Bu yarışmanın önümüzdeki senelerde de tekrarlanmasını isterim. Tıp, sürekli eğitimi gerektiren bir meslek. Bu tür yarışmalar da bunu teşvik edici, bilgilerin sınanması, tazelenmesi açısından katkı sağlayan etkenler. Belki bu yarışma olmasaydı bu konular hakkında düşünmeyecektik ama dediğim gibi yarışma bunu sağladı. Bence oldukça verimli geçti.

Uz. Dr. Ruşen Topallı:
Yarışmada toplam 40 soru soruldu ve süre olarak 30 dakika verildi. Bence bu süre 40 soru için yeterliydi. Objektif bir ölçüm için soru sayısı daha fazla olabilirdi ama bu seferde daha uzun süren bir yarışma katılımcıları sıkabilirdi. İnsanlar uzun süreli oturmak istemeyebilir, katılım düşebilirdi. Belki soru adedi hem yarışma süresinin daha fazla uzamaması hem de daha geniş bir bilgi ölçümü için 60 soruya çıkarılabilir diye düşünüyorum.
Bazı tartışmalı olabilecek, farklı cevapları olabilecek sorular vardı. Bazı kuşkulu şeyler daha keskin ifadelerle sorulmuştu. Yarışma sonrası arkadaşlarla da bunu konuştuk. Daha kesin görüş birliği olmamış konularda bazı sorular kesin cevap almak için sorulmuştu diye düşünüyorum. Yarışma, organize ediliş şekli ile gayet iyiydi. Bir eksiklik yoktu. Katılımcıların rahat bir yarışma geçirmeleri için her şey düşünülmüştü.
Bu tür yarışmaları insanların kendi bilgilerini tazelemeleri , sınamaları ve eksikliklerini görmeleri açısından faydalı olduğunu düşünüyorum. Zaten katılımda gönüllülük esasına dayalı, bir zorunluluk yok. O anlamda teşvik edici buluyorum, devamını diliyorum.